| |

Selâm ile...
AB-D
emperyalizminin bu toprakları istilası yüzyıllık bir mesele... Onlar
Türkleri haritadan silmek için geldiler ve İslâm topraklarına saldırılarında
her türlü vasıtayı kullandılar.
Vahşi Batı istilacılarının gelişiyle, bir "insan tarifi" yapıldı.
Demokrasiye iman etmiş ve onun getirdiği teamülleri içselleştirmiş
bir "insan". Sömürge tipi olmak için bunu bir vaka olarak
kabul etmek, sadece duymak ve görmekle mümkün değil tabi. Uzun bir
süreç ister. Zehirli kavramlarla zihinlere zerk ediliyor.
Büyük Doğuculuktan Vahşi Batıcılığa geçmiş Abdullah Gül'ün, İngiltere
kraliçesi Elizabeth'in Türkiye'ye gelişinde üniversitelilere "Erasmus
Programı"nı hararetle telkin edişi, adı Batı'da Allah'ın adıyla
beraber hatırlanan Türk'e karşı "büyük bir hamle"dir.
Batılı, kendisi müdahaleye gerek görmeden istediği sonuçları alacağına
inandığı sömürge tipi insan kaynağını buldu. Bu sömürge tipi insan
önce tarihini-geçmişini-soyunu hor gördü, akabinde bu topraklardan
kökten bir kopuşla aradığı ilk hazzını tattı. Bu haz başka hazları
getirdi. Yüzde 90'ı Batı hayat tarzından nefret eden insanımızın
önünde, bir batılıyla kadeh tokuşturan siyaset adamı türedi. İçeride
tedaviye cevap vermez halde ve kökten kazınmalıyken yılların nesilleri
önünde resmi geçit yapan bu tip, "adam" sayıldı, "ehil" kabul
edildi. Onun ehil kabul edilmesi için aldıkları hazzın aşağılık atmosferinin
solunması şart.
Bu vasatı, demokrasi oyununu oynarken aralarında kurdukları sahte
kutuplaşma ile kurdular. Oyun, siyasî-askeri-iktisadi-kültürel-sosyal
vs tüm sahalarda görünen bütün kesimlerin hainlerince oynanıyor.
Bu 'devlet propagandası' havasında içeride kurgulanıyor ve perdeleniyor.
Hafızalarımızı biraz zorlarsak öz insanımız nasıl bir insandı, dostu-düşmanı
kimdi, bu tipi görünce nasıl bir tepki koyardı, bunun zengin misâllerini
hatırlayacak bir tarihe sahibiz.
Her tarafı işgal altında olan bir vatanda bu şartları tersine çevirecek,
batı hayat tarzıyla yetişip sömürge tipi insanı bu topraklardan sürecek
irade, ancak yeni bir "insan" idrakiyle mümkündür.
Bu cümleden olarak, Büyük Doğu Projesi Başyücelik Devleti etrafındaki
çalışmalarımız devam edecek...
TEMA vakfı kurucusu Sayın Hayrettin Karaca'yla gerçekleştirdiğimiz
röportajda anlatılanlar bu mânâda ibretliktir.
Bu sayımızda ayrıca İtalyan müslüman yazar William
Schwarz'a ait,
dergimize gönderilen değerli bir çalışmayı ilgilerinize sunuyoruz.
İbn-i Arabî araştırmalarıyla Türkiye'de de tanınan Sayın William
Chittick ile, İbn-i Arabî ve tasavvuf üzerine konuştuk.
Ve bir başka araştırmacı yazar Sayın Yılmaz
Dikbaş'ın Amerikan terörünü
ele alan çarpıcı incelemesi de bu ayki sayımızda... |
|
|